Yüzde yüz Türk olduğun gün,cihan senindir.
Siyaset Katagorisinde ve Serbest Siyaset Kürsüsü Forumunda Bulunan Hesabı Iyi Yapmak Konusunu Görüntülemektesiniz.=>HESABI İYİ YAPMAK Asıl söyleyeceklerimi sona bırakacağım. Çünkü bazı kavramları iyi tanımlamak ve çizgileri koyu çekmek gerek. Bizden söylemesi, kişiler ...
|
|||||||
| Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
|
#1 |
|
Onbaşı
Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 19
|
Hesabı Iyi Yapmak
HESABI İYİ YAPMAK
Asıl söyleyeceklerimi sona bırakacağım. Çünkü bazı kavramları iyi tanımlamak ve çizgileri koyu çekmek gerek. Bizden söylemesi, kişiler kendilerini nasıl tanımlarlarsa kabulümüzdür. Diğer gayrı Türkler bir yana Kürtlerle ilgili söyleyeceklerimiz vardır. Pek çok internet sitesinde kolayca ulaşabileceğiniz “Karadenizli ya da Laz Olmak” başlıklı makalemizde Hazar-Basra arası Türkmenlerinin akıbetini yazdık. Burada ilgili yazımızda bahsettiğimiz hususlarla ilgili olarak tekrara düşmemeye çalışacağız. En baştan şunu söyleyelim ki, Türkiye’de “kurmanç” ağzıyla konuşan ve kendisini Kürt sanan aşiretlerin %80’den fazlası süt köpüğü gibi Türk’tür. Batı Türklüğünün hâkimiyet mücadelesine girip “etrak” diye diye “ekratlaştırdığı” Türkmen aşiretleri şerefli adlarına sahip çıkmalı, omzundan silah atan bozguncu Kürtlere fırsat vermemelidir. Günümüz Anadolu’sunda kendisini Türk saymayan urukların hiç biri bu topraklarda Türklerden daha eski değildir. Bu topraklara asırlardır koloniler halinde yerleşen Türkler Malazgirtle birlikte Anadolu’nun yegâne sahipleri olmuşlardır. Zaten kesif olmayan yerli unsurlar daha Batıyı, Avrupa’yı yurt edinmeye başlamışlardır. Ermeniler, Anadolu birlikteliğinden önce de Türklerle bir arada ve onların hizmet ve himayesinde bulunmuşlardır. Onların bile Kafkaslardan Anadolu’ya inişi Türklerin Anadolu’yu yurtlaştırıp yaşanılır hale getirmelerinden asırlar sonra olmuştur. Kürtlere gelince: Bunların Türklerle karşılaşmaları Ermenilerle kıyasla daha sonra ve farklı bir coğrafyadadır. İran içlerine doğru akan Türkler, muhtemelen 9.asırlarda İran’ın Araplara sınır olan güney uçlarında karşılaşmıştır Kürtlerle. Kültürlerini inkişaf ettirememeleri ve yaşadıkları bölgenin de Batıya dağlarla kapalı olmasından dolayıdır ki Anadolu’ya gelişleri Ermenilerden bile yüzlerce yıl sonra olmuştur. Osmanlı “tahrir” kayıtları incelenirse bu söylediklerimiz açıkça görülecektir. Hayallerinde çizdikleri Kürdistan coğrafyasına başkent yaptıkları Diyarbakır’da 1500-1600’lü yıllarda mumla arasalar kürt bulmak mümkün değildir. Kürtler daha önceden geldikleri Kuzey Doğu Irak coğrafyasından Anadolu’ya küçük aileler halinde 16.asırdan sonra geçmeye başlamışlar ve bu gelişler peyderpey devam etmiştir. Anadolu’da batıya doğru ilerlemeleri ise genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında başlamış, özellikle 1950-60’lı yıllarda İç ve Batı Anadolu’ya akışları hızlanmıştır. 1980’den sonra ise örgütlü bir şekilde Akdeniz kıyıları ve Batıya ilerleyiş devam ettirilmiştir. Bugün Anadolu’daki etnik olarak tanımlayabileceğimiz gerçek Kürt nüfusu iki milyonu dahi bulmayacak bir sayıdır. Türk Milliyetçileri, Türkmen Aşiretlerinin şerefli adlarını unutup kanlarını kirletmelerine asla izin vermemeli, onların özlerine döndürmenin yollarını mutlaka bulmalıdır. Bunlar biline de herkes safını ona göre belirleye. Gelelim yüreğimizde zapt etmekte zorlandığımız asıl söyleyeceklerimize: Ey Türk Evladı! Bin yıl süren yaz bitmiş, güz kapıya dayanmıştır. Gün, bu vatanı hak ediyor olduğunu gösterme günüdür. Çünkü başka sahipler çıkmıştır Anadolu’ya! Hele biri var ki; “beraber kurtardık, birlikte kurduk” türünden ipe sapa gelmez sözler söyleyip mide bulandırıyor. (Hani, ceddimizin; “yılan büyürse evran olur” sözüne tanık, dense yeridir.) Şimdi senden emin olarak, bu ipsizleri uyarma gereğiyle söylüyorum: Be hey akıldan bîhaber ahmaklar! Ülkedeki Türk nüfusa oranınız (Kürtleşmiş Türk Aşiretleri bir yana bırakılırsa) %2-3’tür. (Kaldı ki, sayınızdaki asıl artışın son otuz yılda akıl almaz kampanyalarla üçer beşer kadından otuzar kırkar çocuk yaparak gerçekleştiği de herkese ayandır.) Biz yedi düvele karşı kurtuluş savaşı verdikten sonra, ilk sayımımızı yaptık ve on milyon bile değildik. Yetmiş milyonda iki milyonu bile bulmayan sizler, biz on milyon bile değilken nüfusunuzun ne kadar olduğunu sanıyorsunuz ki, “birlikte kurtardık, beraber kurduk” zırvalarıyla kendinizi bu yüce milletle denk görme gafletinde bulunuyorsunuz? Bu yüce milletin, ayıbınızı yüzünüze vurmama erdeminin arkasına saklanmanıza artık izin verilmeyecektir. 1915–20 arasında, sizin tahminen beşyüzbini dahi bulmayan, dağda yemlenip gölde sulanan, kayda girmediği için ne vergi ödeyen ne asker veren, zarar görmesin diye Suriye ve Lübnan taraflarına nakledilmek istenen Ermenileri (ki, soykırım diye faturası bize kesilmek istenmektedir) yağmalamayı İstiklal mücadelemize katkı zanneden ceddinize, ödenecek bir diyetimiz yoktur. Bin yıldır yaptığınız gibi, dalımıza konabilir, gölgemizde serinleyebilirsiniz. Ancak; bindiğiniz dalı kesince düşeceğiniz, serinlediğiniz gölgeliği pisleyince kovulacağınız, kulağınızda küpe olmak kaydıyla… Talabani’nin, Barzani’nin inine gitmek, haremine katılmak dilerseniz, bir zamanlar Ermeni’yi de taşıdığımız ekspreslerimizi son bir iyilik olarak sizin de hizmetinize verebileceğimizi bilmenizi isteriz. Şam’ın şekerinden yüz çevirişimizi hatırla ve Arap’ın akıbetini gör ki, o akıbeti sen de yaşamayasın... Huyunun benzediği, ancak kederinin benzememesi için dua ettiğim diğer zavallılara da söylemek istiyorum: Ey! Türk aradan çıksın da, kürde yaptıklarının hesabını sormak kolay diyen oynak Ermeni. Ey! Verimli ovaların kendisine vaat edildiği hülyasıyla tutuşan, bilek gücüyle alamadığını para gücüyle almaya çalışan kaypak Yahudi. Şunu iyi bilin ki; biz Türkler tüccar zihniyetli değiliz. Bizim sahip olduğumuz kimi şeylere siz de ihtiyaç duyuyorsanız, kâr hesabı yapmayacağımızı, aldığımız fiyata verebileceğimizi bilmenizi isteriz. Buyurunuz, hep burada bekliyor olacağız. Buğra URUNGU |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Çavuş
Üyelik tarihi: Aug 2009
Bulunduğu Yer: Turan
Mesajlar: 97
|
Cevap: Hesabı Iyi Yapmak
Yaradan kalemine güc versin Ülküdasim bir solukta yazini okudum, fakat yazi icinde kafama bir husus takildi; Bugün, 10-12 Milyon civarinda oldugu tahmin edilen kürt dedigimiz unsurlarin icinde tas catlasa gercek kürt oraninin 2 milyonu gecmeyecegini ifade etmissiniz. Simdi burda hemen söyle bir soru ister istemez akla gelmekte; 10-12 Milyon kürt unsuru icinde sizin tespitiniz ile 2 Milyon gercek kürdü cikarttigimizda geriye asagi yukari 8-10 Milyon kürtlesmis Türkmen kaliyor ? Iste asil mesele burda basliyor gönüldasim, simdi nasil oluyorda adaciklar halinda peyderpeyi Dogu ve Güneydogu Anadoluya gelen kürtler milyonlarca Türkmeni kendi iclerinde eritebiliyorlar yada kürtlestirebiliyorlar ?
Az uz sayida Türkmen asireti kürtlesmemis hani. Genel kaide; nüfus olarak kalabalik yönetici unsurun, kültürü gelismis tarihi zengin köklü milletlerin kendi tebaalari olan diger azinlik unsurlari asimile ettigi yönündedir ve mantikta bunu kabul eder fakat Türkmenlerde bu durum tamamen tersine islemis ! Kürtler nüfus olarak o bölgedeki Türkmenlere nazaran azinlik olduklari halde, hic bir kültürel zenginlikleri olmadigi halde, dilleri bile derme catma oldugu halde milyonlarca Türkmeni kendi iclerinde asimile etmisler, bu durumun sebepleri nelerdir? Nasil olurda hic bir kültürel zenginligi olmayan, miras olarak bir cesme dahi birakmamis bir topluluk köklü bir milleti kendi icinde eritebiliyor iste bunun kaynagini ve sebeplerini mümkünse sizden ögrenmek istiyorum degerli Ülküdasim. Konu Karakurum tarafından (04.03.10 Saat 01:21 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Onbaşı
Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 19
|
Cevap: Hesabı Iyi Yapmak
Karadenizli Ya Da Laz Olmak
Batı Türklüğüne dahil olmakla birlikte, hakimiyet mücadelesinde Osmanlıyı rakip bilen ve resmi mücadelesini üç yüz yıla yakın sürdürdükten sonra yenilip râm olan ancak, Osmanlıdan beklediği yakınlığı tarihin hiçbir döneminde bulamayan, Türkmen ve Azeri Türklerinin başına gelenler, korkarım Deşt-i Kıpçak Erlerinin de akıbeti olacak. Önce Kerkük’le Azerbaycan arasındaki bataklığın oluşumunu anlatalım da, bu olay; Karadeniz’in de güneyi ile arasında bir bataklık yaratma çabalarını, dileriz boşa çıkartsın. Hazar kıyılarından başlayarak, bugünkü İran ve Türkiye aralığından Basra Körfezine kadar uzanan bir bölgenin sakinleri, bin yüzlü yıllardan başlayarak bin beş yüzlü yılların sonlarına kadar ağırlıklı olarak Azeri ve Türkmenlerden oluşmaktaydı. Bu Türk boyları, İran’ın içlerindeki varlıklarını bugün de büyük ölçüde muhafaza etmekle birlikte, ne hayrettir ki Anadolu içlerindeki varlıklarını aynı oranda muhafaza edememişlerdir. Bu neticenin pek çok âmili vardır ancak, makalenin insicamını bozabileceği için ayrıntısına girilmeyecektir. Bu sebepleri birkaç ana başlık altında sıralamakla yetineceğiz. Bu Türk boylarının, İran topraklarında, varlıklarını bugün de muhafaza ediyor olmalarının birinci sebebi; nüfus yoğunlukları, ikinci sebebi ise; aynı mekanı paylaştıkları Farsların milliyetçi söylem ve tutumlarının, kimliklerini muhafaza etmeleri yolunda katalizör vazifesi görmesidir. Anadolu Azerileri, varlıklarını muhafaza noktasında İran’daki akrabaları kadar şanslı olamamışlardır. Zira, Anadolu bir Türk gölüdür. Azeriler ve Türkmenler burada kendilerinden pek de farklı olmayan aynı soydan, aynı kökten insanlarla bir aradadır. Yani İran’daki gibi milliyetlerini tehdit edecek bir unsur yoktur. Üstelik, güneyden neredeyse tüm Akdeniz boyunca, ortadan da neredeyse Ankara’ya kader gelen bir derinlikte geniş bir alana yayılmış oldukları için, nüfus yoğunlukları da yine İran’daki gibi değildir. Bütün bunlara tuz-biber bir etmen daha var ki, Kars’la Kerkük arasındaki Azeri-Türkmen unsurunu eritmekle kalmayacak, bu Türk boylarının Arap ve Fars kıskacında Kürtleşmesine de zemin hazırlayacaktır. Osmanlının, nizam-ı âlem yolunda ayağına bent olduklarını düşündüğü ve bu yüzden sırt çevirdiği bölge Azerileri ve Türkmenler, bu yüz çevirişin bedelini oldukça ağır ödemişlerdir. Sadece onlar mı? Bu bedeli hâlen Türkiye ödemekte ve Osmanlının bataklığa dönüşmesine göz yumduğu bu bölge, bir türlü ıslah edilememektedir. Bugüne kadar Türkçe’nin ayrıntılı bir “dil atlası” yapılmış mıdır? Böyle bir atlas, değil Türk Dünyası için; bin yıldır her karışını kanımızla sulayarak vatan yaptığımız Anadolu için dahi yapılmamıştır. Kişisel gayretlerle hazırlanan çalışmaların kimi sığ ve yetersiz, kimi de farklı amaçlara yönelik olup, bilimsel olmaktan uzaktır. Yukarı da bahsettiğimiz, bugün bir kısmı Türkiye topraklara içerisinde olan, İran-Türkiye paralelinden Basra’ya kadar uzanan bölgenin kronolojik bir dil atlası mutlaka yapılmalıdır. Bölgenin yeniden yapılanması ve ıslahı için böyle bir çalışmaya mutlak ihtiyaç vardır. Böyle bir çalışmaya temel teşkil edecek kimi noktalara işaret etmek istiyorum. Anadolu sahasında yaşadıkları halde eserleriyle Azeri Türkçesini temsil eden kimi şahsiyetleri nasıl izah edebilirsiniz? Urfa, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Van, Erzurum, Ağrı ağızlarındaki Azeri etkisini nasıl açıklarsınız? Erzurumlu Kadı Darir, Kayserili Kadı Burhaneddin eserlerini Hazarın kıyısında yaşayanlar için mi yazmışlardır? Yoksa; Azerbaycan ülkesinden biri Erzurum’a diğeri Kayseri’ye sürülmüşler midir? Ya o Bağdat’lı Ruhî’ye, Fuzûlî’ye ne demeli? Irak’a uçaktan mı atlamışlardır? Bu sorular çoğaltmak mümkündür. Bu sorular; önyargılı ve Türk düşmanı olmayan akıl izan sahibi herkesin kolaylıkla cevaplandırabileceği sorulardır. Bugün bir kısmı Türkiye sınırları içerisinde yer alan Kars, Iğdır, Urfa ve Kerkük bölgeleri; Hazar’dan Basra’ya uzanan bataklığa dönüştürülmüş Azeri-Türkmen yurdunda, birer göl hükmünde değiller midir? 13, 14, 15.yy Doğu ve Güney Doğu Anadolu sahasında vücuda getirilen eserler, dil özellikleri itibariyle incelenirse düşüncemizi destekleyen daha pek çok belge ve bilgiye ulaşılacağı görülecektir. 16. yy’la kadar kıyısından kenarından kürdün bulaşmadığı bu yerler, bu Azeri ve Türkmen illeri, Osmanlının öfkesinden kaynaklanan ihmali sonucunda, bugün maalesef “kürdistan” diye anılır olmuştur. Bizi, bir kısım sentezciler gibi kürt varlığını kabul etmeyen, “kürt diye bir millet yok, onlarda Türk’tür” diyen kesimlerle aynı kefeye koyanlar, yanılırlar. Kadim bir millet olmamakla birlikte, medeniyetlerin kesiştiği ve medeniyetlerin tampon bölgesi diyebileceğimiz dar bir alan içerisinde, (ki bu bölge; Irakın Kuzey-doğu köşesi ile, İran’ın Güney-Batı köşesini içerisine alan, çok da geniş olmayan bir bölgedir) ilkel Arap ve Fars unsurları ile belki daha başka ilkel unsurların karışımından mürekkep, kendilerine “kürt” adını vermiş farklı bir ırkın olduğu gerçeğini, göz ardı etmenin kimseye bir yarar sağlamayacağı âşikârdır. Ancak, tarih ve edebiyat tetkikleriyle ulaştığım ve inandığım bir gerçek daha var ki, o da Osmanlının, merkezi otoritenin hükmü altına sokmakta zorlandığı için öfkelenip ihmal ettiği bölge Türklerinin Pek çoğunun, (ki bunlar yoğunlukla Azeri ve Türkmen boylarıdır) Arap-Fars kıskacında kürtleştiğdir. Bölge halkına bu gerçek anlatıldığı gün, bu beş yüz yıllık ağrı da dinecek, “kürdistanın” haritadaki yeri de, yukarıda söylediğimiz şekliyle belirginleşecektir. Gelelim Deşt-i Kıpçak Erlerine: Karadeniz’in kuzeyinden Avrupa ovalarına yayılan ve bu geniş alanda siyasi bir birlik kurmaya muktedir olamayan Kuman-Kıpçak Türk boyları, ne acıdır ki, büyük bir ekseriyetle, yerli unsurlar arasında eriyip yok olacaklardır. Ancak bir bölüğü Balkanlardan Anadolu’ya yönelecek; Bizans, aslında doğudan geldiğini bildiği bu kavmi, yine doğudan gelebilecek tehlikelere karşı kalkan olmaları düşüncesiyle, özellikle kıyı şeridi boyunca Doğu Karadeniz istikametinde yerleştirecektir. Bundan da anlaşılacağı üzere, Karadeniz Türklerinin Anadolu’ya gelişi Malazgirt’ten öncedir ve İslamiyetle tanışmaları Anadolu’da Oğuz boyları vasıtasıyladır. Karadeniz’in kuzeyinden Avrupa’ya yayılan ve bazı kolları Balkanlardan Anadolu’ya yönelen Kuman-Kıpçak Türklerinin en belirgin fiziki özellikleri; geçtikleri iklimlerin de etkisiyle, bugün dahi ekseriyetle oldukları üzere, “sarışın ve mavi gözlü” olmalarıdır. Daha sert iklimlerden geçip, Fars ve Arap kültürüyle de yoğrularak 12.yy’da Anadolu’ya akan Oğuz boylarından hem fiziki olarak, hem de bir kısım âdet ve gelenekler itibariyle farklılık göstermeleri kadar tabii hiçbir şey olamaz diye düşünüyoruz. Osmanlı’nın, kendini şehirli ve dolayısıyla daha medeni gördüğü için, Doğu ve Güney-Doğu Anadolu Türklüğünü “etrak” tabir edip köylü, dağlı sayan zihniyetinin kürtleştirdiği boyların kaderini, Karadeniz Türklerinin de yaşayabileceği tehlikesiyle karşı karşıyayız. İki yüz yılı aşkın bir zamandır Karadenizli kelimesiyle laz kelimesini özdeşleştiren zihniyeti uyarıyor, Türkiye’nin Doğusunu, “etrak” diye diye kürtleştirdikten sonra, bir avuç pontusu tüm Karadenize şâmil etmeye çalışan eski İstanbul zihniyetini kınıyoruz. Bu mesele üzerine çalışılmaz ve gerçekler halka anlatılmaz ise, Azeri-Türkmen yurtlarının “kürdistan” olması gibi, önümüzdeki birkaç yüzyıl içerisinde, Karadeniz Bölgesi “lazistan”, Karadeniz Türkleri de ekseriyetiyle “laz” olursa kimse şaşmasın. Bugra Urungu Bugra605@mynet.com "Karakurum" kardeşimin sorularına cevap olabilir düşüncesiyle eski bir yazımızı buraya koymak durumunda kaldık. Konu Bugra Urungu tarafından (04.03.10 Saat 11:28 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Çavuş
Üyelik tarihi: Aug 2009
Bulunduğu Yer: Turan
Mesajlar: 97
|
Cevap: Hesabı Iyi Yapmak
Degerli Bugra Urungu gönüldasima sorularima yanit niteligi tasiyan degerli yazisini buraya ekledigi icin tesekkür ediyorum.
|
|
|
|
|
|
#5 | |
|
Süper Moderatör
Üyelik tarihi: Jun 2008
Bulunduğu Yer: TURAN
Mesajlar: 2.204
|
Cevap: Hesabı Iyi Yapmak
Alıntı:
Buna ben cevap vereyim...Türkmenler Alevi kökenli olduğundan Osmanlı zamanında Alevi de hoş görülmediğinden kimliklerini gizlemiş(değiştirmişler)tirler.
__________________
![]() Büyük davalar, büyük mücadeleler ister, çile, sabır kararlılık ister. Arkadaşlar ! Fikir ve haklı bir dava en büyük kuvvettir. Doğru bir fikri yenecek hiçbir kuvvet yoktur. İnsan hayatında sağlam inanç, sağlam fikir, ülkü, ilim ve maddi güç gerçek kuvvetlerdir. Biz Türk milletinin davasını güdüyoruz. Arkamızda hiçbir yabancı güç yok, arkamızda Türk milleti var. Bu mücadeleyi 'Türk'e yine Türk'ten fayda var; Türk'ün Türk'ten başka dostu yok' diyerek; kuvvetimizi milletimizden alıyoruz. BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ 4 Nisan'a Özel....BAŞBUĞUMUZU ANLATAN NAMELER...http://rapidshare.com/files/37182713...klari.rar.html |
|
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuya Son Mesajı Yazan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kuran-ı Kerim'den Bir Ebced Hesabı | ugurbenek | Kuran-ı Kerim | 7 | 12.06.08 15:01 |
| Sen Rahat Uyu Şehidim Sorulacak Hesabı | cCc_ÇATLI_cCc | Resim Bölümü | 1 | 16.05.08 18:42 |
| Sizce Amerika Ne Yapmak Istiyo | CAGLAR | Tartışma | 10 | 14.05.08 12:11 |
| Dinde reform yapmak | delikurt03 | Dini Bilgiler | 16 | 09.02.08 14:09 |
| Oftaş'ın hesabı çarşıya uymadı | CcC_BOZKURT_66 | Spor | 0 | 18.08.07 09:02 |