
| |||||||
| . . . : : : K A Y I T O L : : : . . . | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 (permalink) |
![]() ![]() Üyelik tarihi: Oct 2007 Bulunduğu Yer: C¤ - cCc
Mesajlar: 1.892
| Serlerin Geçidi Hayatta iki tip trajedi vardır der Amoz OZ. Birincisi Shaekspare tarajedisidir; bu tarz trajedilerde sahne kapanırken her yer kan gölüne döner ve yerde uzanan cansız bedenler bu kan gölünde yüzmekteler, hayatta kalanlardaysa gözyaşı hakimdir. İkinci tip trajedi ise Çehov trajedisidir; bu tarz trajedilerde kan ve ceset yoktur belki ama hayatta kalmanın da bedeli ağır olmuştur, acı her tarafı kaplamış suskunluk ise en sert tepki olmuştur. İnsan, hayatı boyunca bu iki trajediden sadece birini veya her ikisini de yaşamış olabilir. Tabii ki yaşananlar önemlidir ancak çok daha önemli olan ise tüm bunların ne uğruna yaşandığıdır. Mevlana hazretlerinin de dediği gibi ''Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci mercan da nedir? Bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra''. Eğer kutsi bir ülkünüz varsa tutkunluklarınızdan bahsedilmemelidir, bununla bağlantılı olarak güçlükler de sizi yıldıramaz. Zira kasırgalar, toprağın derinliklerine kök salan ağaçları daha da güçlendirir, ama tutkunluklarımız yapraklara benzer, en hafif bir rüzgar altüst edebilir onları. Tutkunluklara kapılıp gitmemiş, kasırgalarla yerini ve buradaki dayanıklılığını daha da güçlendirmiş kişiler tarih noktasındaki hak ettikleri mertebeyi er ya da geç mutlaka elde edeceklerdir. Bir millet hükümsüzleşmesin diye, hükmünü kendi versin diye, öz yaşamının öznesi olsun da başkalarının nesnesi olmasın diye amansız bir mücadeleye girmeyi göze almış, mankurtlaşmaya yüz tutan beyinleri uyandırmaya aydınlatmaya çalışan, neticede de bizlere millet olduğumuzu ve köklerimizin tarihin derinliklerine kadar uzandığını hatırlatan ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ve onun izinden giden, giderken de nev-i şahsına münhasır üslubuyla tarihe bir derkenar düşen Osman Yüksel Serdengeçti gibi yürekleri hatırlamanın yanı sıra onların yaşam biçimlerinin üstünde uzun uzun düşünmeli ve bu yaşamların nedenlerinin idrakine varmalıyız. Sadece basit bir toprak anlamına gelmeyen yurt kavramı, bu anlamıyla da bize pek fazla bir şey ifade edemez. Yurt demek aynı zamanda milli kültür demektir ki, en basit algısıyla bile maddi değeri bulunan toprak, bir de milli kültürle hem hal olunca kutsileşmektedir. Milli kültürün toprağa atfettiği bu kutsiyetin üstüne dökülen şehit kanları bizim mahremimizin üstüne örtülen en temiz giysimizdir. Bize burada düşen en büyük görev ise milli kültürümüze sahip çıkmak, değerlerimizin üstüne düşünmek, bu değerlerimizle birlikte çalışmak münasebetiyle değerlenmemizdir. En azından şehit kanlarından oluşan giysimize yakışır bir yaşam biçimimizin olması bizim önemli bir vazifemizdir. Milli kültürümüzün oluşmasında, yaşamasında ve yükselmesinde mühim görevler yapmış, şairin deyişiyle bu memlekete çok hoş sedalar bırakmış olan, kültürümüzün yapıtaşlarından ziyadesiyle istifade etmek gerekmektedir. Hakkın hatırı alidir, hiçbir hakka feda edilemez düsturunu kendine şiar edinen, yalnızca serden değil her şeyinden vazgeçen ama kendinden ve özünden kat’i suretle vazgeçmeyen, referanslarını şanlı bir tarihten alan, milliyetçiliklerin en masumu olan Türk milliyetçiliğinin ser şahsiyetlerini büyük bir gurur ve saygıyla anıyoruz. ___________________________________ Niyazi ASAR / Karabük Ülkü Ocakları İl Başkanı
__________________ Bizim milliyetçiliğimizde... Bilge Kağan’ın öğüdü vardır, Dede Korkut’un bilgeliği. Yunus Emre’nin sevgisi vardır, Hacı Bektaş’ın erdemi. Fatih’in vizyonu vardır, Mehmetçiğin cesareti. Atatürk’ün önderliği vardır. Türkeş Bey’in çağrısı vardır. Dr. Devlet Bahçeli Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı 6 Ağustos 2006 ![]() |
| | |
![]() |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|

Düzenleyenler;
Yiğit & cCc_Bozkurt_66 & Kürşad